| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
7 Şubat 2008
Bilinçaltının EQ'culuğu
PATOLOJİLERİN VE TEDAVİLERİNİN DİLİYLE EQ
Bir çok psikolojik rahatsızlığı hem oluş temeli hem de buna paralel olarak tedavi yönetimi bize yine EQ’nun kritikliğini gösterir. Hatta bakın patolojinin oluşma şekli bile bazen organizmanın bir nevi EQ olarak değerlendirilebilecek bir tepkisidir. Yani organizma konuyla başaçıkabilmek için otomatik olarak reaksiyon gösterir ve bu reaksiyon bizim bilinçli bir şekilde yapmaya çalıştığımız duygu yönetiminden çok daha başarılı ve ustacadır. Patolojilere illa kötü gözle bakmamak gerekir aslında o da vücudun bir tepkisidir, ona patoloji diyen biziz aslında. Yani onun sevmediğimiz etkilerinden dolayı patoloji deriz çoğu zaman. Yoksa vücudun normal bir tepkisidir o. Yani mesela alerjik reaksiyonlara bakalım. Vücut kendi bünyesine ait olan bazı hücreleri tanıyamazsa bunlara tepki verir ve iyiki verir, bu aynı zamanda bizi tanımadıklarına karşı da koruyan bir bağışıklık sisteminin adıdır aslında. Bu bölümün şöyle de güzel bir tarafı olacak sizin için: İsmini çok duyduğunuz bir çok psikolojik rahatsızlığını özünü bir parça tanımlamış olucaz. Ve bu bölüm bittiğinde de terapistler için kaçınılmaz bir önermeyi siz de aynı derecede önemle kavrayacaksınız, o da Duygular çok ama çok önemlidir….
NLP bir EQ üstadıdır.
Bazen hayatımızda olaylarla duygular birbirine bağlanır. Biz buna klasik şartlanma deriz. Pavlov’un köpeklerini anlatma. Tıpkı bunun gibi zaman zaman duygular bağlanır. Deprem zamanı evlerine girmeyenlerin korkuyla ev birbirine bağlanmıştır. Ya da Bilge’nin araba kazası örneğinden bahsetme. Bakın duyguların kontrolden çıkması gerekli-gereksiz yere çağrılması vardır işin temelinde. Peki NLP ne yapıyor? Bu bağlantıyı çözüyor, farklı bir duyguyla tekrar bağlıyor… Peki bunun adı EQ değildir de nedir? NLP bizi çok açık klasik şartlanma esaretlerinden kurtarır ama bnen sizi temin ederim ki gizli esaretlermizin sayısı belki milyon tane. Zaten EQ’daki bir amaç da bu esaretlerden kurtulmadır.
PTSB bir EQ modelidir.
Bakın bazen beyin algılayamayacağı derecede ağır bir travmatik olay yaşadığı zaman sistem kendini devre dışı bırakır, algılamayı durdur. Adeta zihnimizin arkasındaki mükemmel bir el “Bu acı senin kaldıramaycağın kadar büyük “ der ve algı sigortalarını indirir. Mükemmel sadece vücüdunuzda gördüğünüz, doğada gördüğünüz denge değil, gördüğünüz gibi,psiklojik dengenin de gizli olarak kurgulanmış sanat eserleri bence bunlar. Mesela deprem bölgesinde böyle insanlar çok gördük. Adam bir gecede ailesini kaybediyor, kameralar orada dolaşıyor, o ise ya donuk bakıyor yada gülüyor. Acıyı algılamıyor, PTSB dediğimiz de budur zaten. 6 ay sonra sular biraz daha yatışınca yasınbı tutmaya başlıyor. Yas çok sağlıklı ve “gerekli” bir süreçtir. Bir adam yasını yaşamıyorsa bir anormalleik illkai var demektir. Yası yaşamak bir EQ modelidir.
Disosiasyonlar da bir patoloji anlamında profesyonel bir EQ tepkisidir aslında:
PTSB’yi bununla bağlamak yerinde olacaktır. Bu bence çok heyecan verici bir mükemmellik aslında. Vücudun mükemmel bir tepkisi. İşte dedik ya beyin algıyı keser diye, işte beyin bazen de algıyı kesmez ve daha ötesine geçer, acıyı yaşamka üzere bir karakter inşa eder. V>E bu karkterden kaçarak tepkisini gösterir. İlhan Bey bu konunun uzmanıdır aslında. Yani istiridye gibi… Makinist, Kimlik, ya da Saklambaç filmlerini seyrden var mı? Bu filmlerdeki senaryodan bahsetme. Yönetmenler bunu keşfetti… İşte bununla terapistsiz mümkün değildir başaçıkmak ve terapistin yaptığı da bu EQ modeline karşı hayat için daha sağlıklı bir EQ modeli olan yası yavaş yavaş kabullenme modelini devreye sokar. Mesela acıyı hastanın anlatabilmesi, onu kelimelere dökebilmesi terapist içinen başarılı zafer anıdır. Çünkü acı ilk defa donuk saklı halinden, bildik tanıdık bir formata kelimelere dönüşüyor, yani bir anlamda realize ediliyor. Sahneye çıkıyor, sahneye çıkan bir şey üzerinde çalışabilirsiniz, ama perde arkasındakiyle çalışmak çok zordur. Yani demek istediğim o ki terapist için en heyecan verici olan bu duyguları kelimelere dökme anı da aslında hastanın ilk EQ atağıdır. Duyusal sürçelerin kelimelere dökülmesini konuyu neokoretksin ele almaya başlaması olarak yorumlanmaktadır. Bu durumda da anıalrın nuyandırdığı duygular ve sonuçları daha anlaşılır dolayısıyla da yönlendirilebilir hale gelmektedir. Dolyısıyla da bu süreç duygualrı tekrar yaşamayı ancak bu sfere güvenli bir ortamda ve bir terpist eşliğinde olamsı sayesinde öğrenmenin yollarını yeniden şekillendirebilmektir mesele.
Psikologların yaptığı da çoğunlukla EQ’culuktur aslında.
Bu konuda tam da bununla ilgil yani terapistin aslında yaptığıyla ilgili de bir başlık açalım. Terapide bizim zaman zaman kitlendiğimiz nokta da budur. Zaten psikoloğun becerisi de buradır, duyguları yok etmeye değil, yönetmeye çalışırız. PEMBE’yi gösterme.
Anoxia, Blumia, Obezite, Obsesyonlar Anoxia, Blumia, Obezite aslında duygu kontrolünü sağlamak namına verilen bir tepkilerdir. Tıpkı disosiyasyonlar gibi. Bu kiişiler kenmdi duygularını birbirinden ayırt edemiyorlar, bir sorun yaşadıklarında kızgın mı, üzgün mü, kaygılı mı hissettiklerini tanımlıyamıyorlar. Belirsiz bir duygusal fırtına yaşıyorlar ve nasıl başaçıkacaklarını da bilmiyorlar. Bu kargaşayı hareketliliğin ruhunda eritmeye çalışıyorlar. Deşarj yöntemiyle yani. Aşırı yiyorlar. Obezite. Sonra bunları vermek için kusmaya, müshil haplarına, yoğun egzersiz programlarına başlıyorlar. Amaç birşeyleri kontrol edemdiğini vijdan azabını yemeğe karşı gösterdiği aşırı kontrolle tolere etmektir. Obsesyonda da durum böyledir. Hani hatırlayın ne demiştik “duyguların kalıpları yoktur”. Hatırlarsanız insanı en fazla yıpratan duygunun bir şey yapamama çaresizliği olduğunu söylemiştik. İşte kişi bu çaresizliğini başka alanda birşeyler yaparak hatta aşırı derecede yaparak “kontrol edilememe” büyüsünü bozmaya çalışıyor. İşte bunun gibi bir yerdeki açlık başka bir yerde kendinizi gösterebiliyor. Duygular adeta oradan oraya seyr-ü sefer yapıp duruyor.
Sistematik duyarsızlaştırma
Ya da sistematik duyarsızlaştırma da bir duygu eskitme yöntemidir.
Psikodrama
Burada Senem’in verdiği eğitime katılanlar da bilirler, psikodramayı, en azından pratik olarak. Psikodrama da muhteşem bir EQ modelidir. Yani psikodrama da duyguları çalışır.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 | |