Pencereyi Kapat X


Psiko Akademi Ana sayfa
Ana Sayfa| E-Posta _
 
 
7 Şubat 2008

Eşim Bir Elektronik Beyindir.

Bir bilgisayarın anımsadığı şeyler; bizim evdeki “ayaklı bilgisayar”a oranla hiç sayılır. “Annenin büyülü belleği” adını verdiğimiz bu sistem kadar hızlı, yararlı, duyarlı ve korkutucu olanına dünyanın başka yerinde rastlanamaz. Örneğin buz dolabımız bozulduğu gün, yanıla-rak eşime “Ne zaman aldığımızı anımsıyor musun?” diye sormuştum. “Belki garantisi hala bitmemiştir.”

Hemen atıldı, “Aa, nasıl unuturum?” dedi. “Ogün sütçü ta mutfağın içine kadar girmiş ve koskoca bir süt şişesini yeni temizlediğim mutfağın ortasına devirip kırmıştı.

O gün bize dört şişe süt getirdiğine göre günlerden salıydı. Daha ortalığı temizlememiş-tim ki kapı çalınmış ve dam onaran usta gelmişti. Evet biz damımızı iki yıl önce yaptırmıştık; çünkü bana o yıl (evliliğimizin 10’uncu yıl dönümü diye) bir dikiş makinesi almıştın da ne kadar çok sevinmiştim. Onun için hiç unutmam. Buzdolabını eve getirirlerken de, evde damı onaran ustalar vardı, iyi anımsıyorum. Demek ki biz buzdolabını iki yıl önce nisan ayında bir Salı günü aldık ama acaba hangi salıydı? Dur bakayım, düşüneyim şimdi anımsarım.” Birkaç saniye kadar soluğunu tuttu ve tekrar başladı. “Tamam canım, nasıl unuturum? İlk kez o gün rosto almıştım da o canım rosto yanmıştı. Hani eve George’u yemeğe getirmiştin de rosto yandığı için her şey karmakarışık olmuştu. İşte o gün mutfakta rostoyu hazırlarken yepyeni buzdolabımıza hayran hayran bakmaktaydım. Rosto aldığıma göre de... Tamam demek maaş almıştın ki, paramız vardı. Öyleyse ayın 2’si olmalı. Buzdolabını 2 nisan 1996 Salı günü al-dık. Öğleden sonra...”

Ben. İşte bunun için, kadınları tanık sandalyesine oturtan yargıçlara acırım.
Örneğin, bir akşam yemeğine davetli olsak da karım giyeceği elbiseye ilişkin olarak benim de düşüncelerimi almaya kalksa diyelim. Ben masum bir tavırla, “Kırmızı ipek elbisen güzel, işte onu giysene” demekten çekinmem. O ise bana ters ters bakarak, “Aşk olsun şekerim” der. “Sarah ile Mary’nin yılbaşından iki gün önce verdiğimiz partide beni o elbise ile gördüğünü unuttun mu? Nasıl giyerim onu?”

“Peki öyleyse, brokarı giy.”

Oysa Susan onu geçen yıl, iki kere brokar elbisesi ile görmüştür ve bir kadın, giyim ya-salarına göre bir yıl içinde aynı kişiye aynı elbise ile üçüncü kez görünemez. Elbiselerini bir bir dışarı çıkarıp gözlerini kısarak her birini uzun uzun süzer; sonunda “Tamam” der. “Bunu sadece iki ay önce Marie gördü.”

“İddiaya girerim ki, sen Marie’nin o gün ne giydiğini anımsayamazsın.”
“İddiayı kaybettin. O gün Marie’nin üstünde siyah bir elbise vardı. Vücuduna oturmuş-tu. İki sıra da inci takmıştı üzerine, ayakkabıları da süet ve...

Kuşkusuz ben o sırada, biricik ciddi elbisemi fırçalamak üzere hole çıktığım için ko-nuşmasının sonunu kaçırırdım.

Özellikle televizyon konusunda eşimin belleği şimşek gibidir.

Televizyon düğmesini çevirir çevirmez hemen başlar, “Biz bunu görmüştük” der ve de-vam eder: “Adam yılbaşı günü hani o sakat kızı ziyaret eder de, kız divanın üzerinde yeşil elbisesi ile otururken, ona neden o zamana kadar kendisinden uzak kaldığını anlatır.”

“Peki nereden anladın bu filmin o film olduğunu?”
“Müziğinden” der. “Hem bu müziği ilk kez bu filmde dinlemiş de değilim. Hatta biz seninle bu müzikte dans etmiştik, hani gittiğimiz bir parti vardı ya?..”

“Ne zaman?”

“Henüz evlenmemiştik. Mayıs ayıydı. İyi anımsıyorum; özellikle mayıs ayında Elsa’nın çocuklarına bakmaya giderdim de o gün için onlara gidemeyeceğimi söylemiştim. Anımsarsın canım, hani şu durmadan üzüm yiyen kadına bakmıştım. Sabaha kadar, dans etmiştik hatta sen...”

Boğulacaktım; ellerimi kaldırıp teslim oldum.

 
 
© Copyright 2008 Psiko Akademi 
Design AYRINTI
Kurumsal Hizmetler Eğitimler Haberler Bize Ulaşın